29 Haziran 2013 Cumartesi

Sen ölünce ne oluyor bak !

                                               Sen ölünce ne oluyor bak !

Her nefs, ölümü tadıcıdır ve lâkin ecirleriniz (amellerinizin karşılığı) kıyamet günü ödenir. O vakit kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa o takdirde o kurtulmuştur. Ve dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
 (3/185)

Düşün ki bir gün SEN de öleceksin.Bütün sevdiklerin seni yalnız bırakacak.
Bir metrelik toprak evinde herkesten, her şeyden ayrı;sadece yapıp ettiklerinle baş başa kalacaksın…Unutma Şu fani Dünyadaki amellerinle ebedi bir yurdu kazanmak ya da kaybetmek şimdi senin elinde.Hele bir düşün!Elindeki fırsatın büyüklüğünü ve bunu boşa harcamakla uğrayacağın kaybını dehşetini…
Düşünki,sevdiklerinin üzerine bir kürek toprak atmak için yarıştığı bugünde; kabrin ya cennet bahçelerinden bir bahçe,ya da cehennem çukurlarından bir çukur olacak. Unutma ki burada bir sınavdan geçmektesin! Düşün ki; omuzlarında taşıdığın iki kameraman hayatını filme almakta. 

14 Haziran 2013 Cuma

KUR'AN-I KERİM'DEKİ İSLAM, SAHABENİN YAŞADIĞI İSLAMDIR.

KUR'AN-I KERİM'DEKİ İSLAM, SAHABENİN YAŞADIĞI İSLAMDIR.
İSLAM NEDİR ?
Tasavvuf dediğimiz zaman bu kelimenin asıl anlamının 14 asır evvel yaşanan Kur'an-ı Kerim'deki İslam olduğunu bileceksiniz. Bundan 14 asır evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le bütün sahabe Kur'an-ı Kerim'deki İslam'ı yaşadılar. İşte o İslam, tasavvuftur.
Gercekten sonucuna bakarsanız İslam'ı yaşamak, tasavvufu yaşamak insanı İslam kelimesinin muhtevasındaki asıl unsura götürür. Allah'a teslim olmaya. Teslim olmak, üç kademeli bir olaydır. Önce ruhun teslimi, sonra fizik vücudun (vechin) teslimi, sonra da nefsin teslimi söz konusudur.
Bu gün dünyanin hiç bir yerinde büyük insan kitleleri İslami yaşamıyor. Teslim diye bir keyfiyetin farkında bile değiller. İslamın 5 tane şartının yerine getirilmesiyle insanların İslami yaşadığı zannedilmekte. İslamın 5 tane şartı, yani namaz, oruç, haç, zekat ve kelime-i şehadet... Bunların bu gün anladığımız manada tatbikatıyla hiç kimse teslime ulaşamaz.
Teslimin ne olduğuna baktığınız zaman bunun, İslam kelimesinin muhtevası olduğunu görüyorsunuz. Öyleyse hiç kimse, İslamın 5 tane sadece bu günkü anlamıyla tatbik ederse ruhunu Allah'a ulaştıramaz (teslim edemez). Fizik vücudunu Allah'a teslim edemez. Nefsini Allah'a teslim etmesi de hiç bir zaman mümkün değildir.

7 Haziran 2013 Cuma

İSLÂM MUTLULUKTUR

İSLÂM MUTLULUKTUR

Şimdi asıl önemli noktaya geldik. Bütün bunların arkasında ne var diye hiç merak ettiniz mi?

Allahû Tealâ insanı yaratmış. Dikkat edin sözüme. Kâinattaki en üstün varlık olarak yaratmış. İnsandan başka yarattığı bütün mahlukatı insan için yaratmış. Ama insanı kendisi için yaratmış. Öyleyse hepiniz, Allah için yaratılanlarsınız. Kâinattaki en değerli varlıklarsınız. Sizden başka, insandan başka neyi yarattıysa hepsi sizin için yaratıldı, ama siz Allah için yaratıldınız. Ruh sadece sizde var. İnsanlarda var. Allah'a ulaşan, Allah'tan gelmiş tekrar Allah'ın Zat'ına dönebilecek özellikte bir ruh taşıyorsunuz. Bu kadar değerli bir mahlûku, bütün kâinatı uğruna yarattığı mahlûku, Allahû Tealâ mutlu kılmak ister. İşte  Allah'ın indirdiği bütün semavî kitaplar, insanları bu mutluluğa ulaştırmak için: Cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna.

30 Mayıs 2013 Perşembe

KUR’ÂN-I KERİM VE KUTSAL KİTAPLAR

 KUR’ÂN-I KERİM VE KUTSAL KİTAPLAR

Allahû Tealâ en çok sevdiği mahlûku olan insanın mutlu olmasını talep etmektedir. Bu sebeple Tevrât, Zebur, Încil ve Kur’ân-ı Kerim insanoğlu’na bir mutluluk davetiyesi olarak indirilmiştir. İnsanlık tarihi boyunca Allah insanların hep mutlu olmalarını istemiş, 7 safha 4 teslimi içeren kutsal kitaplardaki hanif dinini Arapça adıyla İslâm’ı yaşamaya dâvet etmiştir.

. DEĞİŞTİRİLEN KUTSAL KİTAPLAR

Şeytan insana olan düşmanlığı dolayısıyla evvelki kitapların hepsini değiştirmiştir. Kur'ân-ı Kerim’den önceki bütün Mukaddes Kitaplar tahrif edilmişlerdir.

2/BAKARA-41: Ve âminû bi mâ enzeltu musaddikan li mâ meakum ve lâ tekûnû evvele kâfirin bih(bîhî), ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlen ve iyyâye fettekûni. 
Sizin yanınızda olanı (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim şeye (Kur'ân'a) îmân edin ve o'nu inkâr edenlerin ilki siz olmayın. Ve âyetlerimi az bir bedelle satmayın. Ve artık sadece Bana karşı takva sahibi olun. 

2/BAKARA-42: Ve lâ telbisûl hakka bil bâtılı ve tektumûl hakka ve entum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve hakkı bâtıl ile karıştırmayın (örtmeyin) ve hakkı gizlemeyin. Ve (çünkü) siz biliyorsunuz. 

2/BAKARA-59: Fe beddelellezîne zalemû kavlen gayrellezî kîle lehum fe enzelnâ alellezîne zalemû riczen mines semâi bimâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
Böylece o zalimler, sözleri, kendilerine söylenenden başka bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine Biz de, fıska düştüklerinden dolayı o zulmedenlerin üzerine gökten korkunç bir azap indirdik. 

2/BAKARA-21: Yâ eyyuhen nâsu’budû rabbekumullezî halakakum vellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).
Ey insanlar! Rabbinize kul olun ki O, sizi ve sizden öncekileri yarattı. Umulur ki böylece siz, takva sahibi olursunuz. 

3/ÂLİ İMRÂN-71: Ya ehlel kitâbi lime telbisûnel hakka bil bâtılı ve tektumûnel hakka ve entum ta’lemûn(ta’lemûne). 
Ey Kitap Ehli! Niçin hakkı bâtıl ile karıştırıyorsunuz? Ve siz bildiğiniz halde hakkı niçin gizliyorsunuz? 

KÂİNATIN YARATILMASI

 KÂİNATIN YARATILMASI

 ADEM (MEKÂNSIZLIK, YOKLUK)

Gerçeklerin neler olduğunu görmek için önce yaratılışa göz atmamız lâzımdır. Olayın başından başlarsak önce yalnız ALLAH vardı. Allah’tan başka hiçbir şey yoktu. Zamanımız ilminin “Uzay Zamanı” dediği Kur’ân-ı Kerim’de de ADEM diye geçen yokluk vardı. “Sadece Allah vardı. Allah’tan başka hiçbir şey yoktu.” şeklinde ifade edilebilir. Allahû Tealâ yaratmayı diledi. Adına zamanımız fiziğinin “nötrino” dediği enerjiyi yarattı. Herşeyin aslını bu enerji oluşturur. Allah’ın yarattığı herşey bir gün aslına rücû edecektir. Yani enerjiye dönüşecektir. Sonra da yok olacaktır.

55/RAHMÂN-26: Kullu men aleyhâ fân(fânin).
Bütün kişiler (insanlar ve cinler) fanidir (yok olucudur). 

55/RAHMÂN-27: Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi).
Ve celâl ve ikram sahibi Rabbinin Vechi (Zatı) bâki kalacaktır. 

Yeryüzünde herşey fanidir, yok olacaktır. Fakat Rabbimizin varlığı bâkidir. Yani ADEM’dedir, yokluktadır, diyoruz. O, hiçbir şey yaratmadan evvel de yokluktaydı. Herşeyi yarattı ve gene yokluktadır.

28/KASAS-88: Ve lâ ted’u meallâhi ilâhen âhar(âhara), lâ ilâhe illâ hû(hûve), kullu şey’in hâlikun illâ vecheh(vechehu), lehul hukmu ve ileyhi turceûn(turceûne).
Ve Allah ile beraber başka bir İlâh'a dua etme (ibadet etme). O'ndan başka İlâh yoktur. O'nun Zat'ı hariç herşey helâk olucudur. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz. 

1.2. ENERJİNİN YARATILMASI

Enerji dediğimiz nötrino, 4 ayrı âleme ait 4 ayrı enerji küresi taşır. 

Zâhiri âlem birinci âlemdir. Berzah âlemi onun karşıtını oluşturur. 

Gayb âlemi ikinci âlemdir. Gaybın, Berzâh âlemi bunun karşıtını oluşturur. 

Böylece insanların yaşamakta olduğu bu zâhirî âlemin ötesinde başka boyutta, cinlerin yaşamakta olduğu farklı bir âlem var ve ona da “Gayb Âlemi” diyoruz. Bizlerin nasıl nefsleri varsa, öldüğümüz zaman nefsler Berzâh âlemine gidiyorsa, cinler için de aynı şey söz konusudur. Onların da nefsleri öldükleri zaman kendi berzah âlemlerine gitmektedirler. Allahû Tealâ bu 4 âlemi, 4 enerji küresinden oluşan ve adına nötrino dediğimiz enerji ile yaratmıştır. Olay sadece enerjinin maddeye dönüşmesidir. Bu enerji kâinattaki bütün zerrelere her an ulaşmaktadır ve tekrar kaynağına geri dönmektedir.

İnsan bir yolcudur

İnsan bir yolcudur
İnsan bir yolcudur. Rabbinden gelip yine O’na dönen, yolda bazen takılıp düşen, bazen de kanatlanıp uçarcasına yol alan yolcu. Altında, dizgini sağlam tutulmazsa sahibini hangi uçuruma, çıkmaza götüreceği belli olmayan bir bineği vardır: Nefs… Ve bir de onu her lahza yolundan saptırmaya hazır en tehlikeli,en sahtekâr ve en acımasız kılavuz: Şeytan…

Yolculuğu bu kadar güzel ve nezih kılan elbette şu düsturdur: Maddi yolculuklarda olduğu gibi manevi yolculukta da ancak işin ehli hakiki bir rehber nezaretinde bulunmak yolu kolaylaştırır, menzile, hedefe ulaşmayı mümkün kılar.